17 Ağustos 2008 Pazar

Çocuklarımızı iyi Yetiştirelim

Eli, ayağı, gözü, kulağı ve bütün azaları bir emenet olduğu insanın, malı mülkü aile bireyleri çocukları ve makamı olanlarınmakamıda bir emanettir. Biz insanlar bunların hepsinden sorumlu olduğumuzun bilincinde olmalıyız.



<< Çobansınız selahiyetiniz altındakilerden evladınızdan aile fertlerinden sorumlusunuz>>

buyurmuştur Hz. Muhammed hadislerinde. Her emanetin hesabının verileceğini bilmemiz gerekmektedir.



Çocuklarımız manevi değerlerini öğrenmeye ihtiyacı olduğunu bilakis zararşı fikir ve alışkanlıklardan korunması gereken temiz iyi bir emanet olduğunun bilincinde olmalıyız. Çocuklarımızı ilgisizlik kendi haline bırakmak onların bozulmalarına sebep olmaktır.



Bu gün çocuklarını kendi hallerine bırakan Anne ve Babalar, yarın çocukları tarafından unutulacağı terk edilebileceğini unutmamalı, bunun örneklerini hayatımızın her anında ibretle görmekteyiz. Bununlada kalmayıp Anne Babalar ahirette kendi öz çocuklarından kaçmak görünmemek zorunda kalacağını ALLAH (cc) huzurunda hesap vereceğimizi unutmamalıyız.



Çocuklarımız Anne ve Babalarının yakasına sarılıp bana neden dinimi öğretmedin bu duruma cehenneme düşmezdim diye feryat edeceğini nasıl unutabiliriz.



Ne Anne Babalar yememilş içmemiş evlatlarını okutup dünya malı hırsına kapılarak büyük ümit ve hayallerle evlatlarına on, onbeş yıl tahsil yaptırmış, yüksek öğrenim diploması aldırmış fakat dininden habersiz olarak yetişmiş zamanla Anne ve Babasını sokağa terk etmişlerdir.



Yaşlılar yurdunda Anne Babalarının dertlerini geçmişlerini kendilerinden bir dinlediğimizde bu gerçekleri açıkça görebiliriz. Çocukları tarafından unutulan o Anne Babalar pişmanlık göz yaşları dökerek kalan ömürlerini tüketmektedirler. Bu acı gerçeklere gün geçtikçe çok tesadüf etmekteyiz. Şunu unutmamalıyız ki kurtuluş ve çare İslam' dadır.



Çocuklarımızın göğsün içlerine İslam tohumları ekmeliyizki iman tarlası haline getirmeliyiz. Bu bilinçle yetişen yavrularımız güzel faziletli ahlaklı ve ilim meyveleri versinler yoksa yaban bitkilerin tarlası olması ihtimal dahilindedir.



Çocuklarımız hayata atılmadan önce onların göğsüne iman pusulasını takarak süslemeliyiz. İlim fazilet dürüstlük ışıklarıyla yetiştirirsek yollarını şaşırmayıp güzel , doğru rotadan sapmadan gidecekleri yeri iyi bilirler.



İnsanın vücut yapısı imanla değer kazanmakta inançsızlığa düşmeklede değerini yitirmektedir.



Çocuklarımızı insanlığa yarayışlı yetiştirmeliyizki başkalarından ışık fener arayacağı yerde başkalarına ışık yol gösteren pusula olsun. Çocuklarını iyi yetiştiren Anne Babaların gözlerinde mutluluk gözyaşı gelir.

Çocuklarımızı zararlı bilgilerden uzak aydınlık ufuklara getiren yetiştiren Anne Baba olalım, üzüntü gözyaşı değil, sevinç gözyaşı dökelim.

Her şeyin en iyisi dileğiyle

Mehmet ÇORBACI

15.05.1999 - KADIKÖY

Düşünürsen Ölüm Güzeldir

Düşüverir bazen aklımıza bir hatıra, Derin bir düşünceye dalarız elimizde olmadan. Geriye bıraktığımız tatlı acı bir kaç anının sürükleniriz peşinden bir film gibi anılar akıp gider. Nede çabuk geçmiş, geçmeyecekmiş gibi sandığımız o koskoca yıllar. Çocukluk, gençlik yıllarımızı yaşarız yeni baştan bir an. Geçen yılların çabukluğu ile hayıflanırız kendi kendimize. O anları arzu ile dalan gözlerimiz, bir garip sözle boşalıverir.

Geçiyor zaman o durdurmak mümkün değil, eğer zamanı durdurmak mümkün olsaydı kimbilir neresinde durdururduk. hayatımızın .Aynaya baktığımızda ne kadar değiştiğimizi, her gün biraz daha anlarız. Vücudumuzda oluşan kırışıklıklara dur diyemeyiz, olmuş saçlarımız siyah iken üzerinde peydah olan beyaz saçlarda neyin nesi neyin habercisi vücudumuzda beliren kuvvetsizlik, günbegün artıyor ilaçlar fayda verir cinsten değil. Aklımızda o an dedemiz, ninemiz yada yakınımızda bulunan babamız , annemiz geliverir. Bir kaç sene evveline kadar onlarad böyleydiya şimdi? Zaman taşa düşen damla misali eritiyor faniyi onun önünde durmak ne mümkün.

Ne babayiğitler vardı zaman karşısında bir mum gibi eriyip gittiler. Nerde çağlar kapatıp yeni çağlar açanlar. Fatih, daüları delen Ferhat'lar, atını denizlere, okyanuslara sürüp haykıran Levent'ler. Bu Dünya bir padişaha geniş , iki padişaha dar diyen Yavuz'lar. Nerde ölüm karşısında hayat iksiri arayan Lokman Hekim, herkes ilahi adaletin neticesinde ölüm denen faniden ayrılış, fermanına isteselerde, istemeselerde oyun eğip gittiler.

İnsanoğlunun bütün çalışmalarını bi araya getirseler ölüme çare bulunabilirmi? Tabiiki bulunmaz. Nedir Ölüm? Korkulacak şeymi yoksa sevilecek mi? Bu düşünceler arasında bir bahar yeli gibi içimizi okşayıp geçen mısralar adeta kulağımıza birşeyler fısıldar.


''Ölüm güzel şey budur perde ardından haber. Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber?''

Necip Fazıl kısakürek
Binlerce kelime ile ifade etmeye çalıştığımız, ölüm iki güzel mısrada anlamını buluvermiş.

Korkmuşuzdur her zaman ölümden ama her zaman değil sevdiğimizde olmuştur bazen tarihte nice zalimler ölümler birlikte zulümlerini terketmişler, onların ölümleriyle mazlumlar rahatlık bulmuşlardır. Zaten iyiler ebedi bir hayatın mükafatlarına, ölüm ile başlayan yolculukları sonucunda ulaşacaklar. Zalimler öylemi? Onlarda zulümlerinin hesabını verecekler. Ölüm böyle olunca nasıl güzel olmasın. Bayramlarda her insan gönlünce eğlenir, sevinir, coşar sevincin en güzeli çocuklarda görülür, tahta atlar, salıncaklar... vs. adeta çocuklar için masal aleminin binekleridir.

Şairin ifadesiyle;
< Ölüm, ölene bayram bayrama sevinmek var, oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var>

İyi insanların ölümlerinin bir bayram olduğu acı, kederlerin bulunmadığını söylemektedir. Neler gelip geçiyor ebedi yolculuk esnasında, Dünyada bir kentten başka bir kente giderken ne zorluklar çekiyoruz ebedi olarak gideceğimiz aleme başından onuda yaratıcımız bildirmiş bizlere , kimbilir neler söylerlerdi son kelimelerinde.

Bir fani ömrün sonunda baki aleme yolculuk var oradada dünyada iken hasreti çekenler var , oradad gelen faniyi bekleyenler var. Gerçek dostlar gerçek hayatı işte ölüm denen bir yeni başlangıç ile başlıyor.
Ölüm işte Böyle Olursa sevilme zmi ? Ölüm faniyi terkedip bakiye ulaşmaksa eğer gerçek dosta kavuşmaksa ölüm sevilmez mi ?

Böyle bir ölümden kim kaçmak ister. Son kelimeler yine şairin müjdeli mısraları ile son bulsun istiyorum.
<< Öleceğiz müjdeler olsun müjdeler olsun son yolculuğa çok güzel şekilde hazırlanıp bir güzel şekilde çıkabilmek ALLAH' a dileğimdir.

Mehmet ÇORBACIOĞLU